Sepetinizde 0 Adet Ürün bulunmaktadır.

Yumuşak Kontakt Lensler

kontakt lens nedir

Yumuşak lensler hidrofilik monomerlerin polimerizasyonu veya kopolimerizasyonu ile elde edilirler. Polimerler birçok unitin uzun zincirler halinde bağlanmasıyla oluşur ve genellikle sentetiktirler. Bunları oluşturan en küçük unitler monomerlerdir. poliethylenc (en basit polimer); ethylene monomerinin polimerizasyonu ile elde edilir. Eğer bir polimer içerisinde farklı iki monomerin tekrarlanarak çoğalması söz konusu ise, yani farklı iki monomerin polimerizasyonu varsa ortaya çıkan bileşime "kopolimer" denilir. Ör; Styrene + methylmethaerylate kopolimeri elde edilir. Kopolimerde en az iki farklı monomer vardır, daha fazla da olabilir.

Polimer zincirinin kimyasal yapısını ve aranjmanını değiştirerek fiziksel özelliklerini de değiştirmek mümkün olur; böylelikle ya elastik esnek bir karakter kazanır veya cam kıvamında olabilir. Bunu polimeri oluşturan zincirlerin hareketliliği belirler. Düşük ısılarda tüm polimerler sert ve cam gibidirler. Isı arttıkça polimeri oluşturan zincirlerdeki rotasyonlarla polimerin camsı karakteri elastiki özellik kazanır. İşte bu dönüşümün oluştuğu ısıya "glass-rubber transition temperature (Tg)" denir. Fiziksel değişimin oluştuğu bu ısı polimerin kimyasal yapısına bağlıdır. Şöyle ki doğal lastik için 0 °C iken, polimethylmethacrylate için 100 °C nin üzerindedir. Bu nedenle oda ısısında lastik deforme bir yapıda iken polimethylmethacrylate camsı özelliktedir. Yukarıda anlatılara mekanizmalar dışında (polimerdeki intramoleküler hareket ve glass transition temperature) polimethylmethacrylate gibi veya polyvinyl chloride gibi camsı sert termoplastik maddelerin, esnek bir materyale dönüşmesindeki diğer bir yol da, plastisize edici bir materyalin ortama eklenmesidir. Polimethylınethaerylate polimerinin yapısına "hydroxyl" gruplarının eklenmesi işte bu plastize edici etkiyi oluşturur ve polimer esnek, hidrofilik hale gelir. Plastisize edici materyal hareketli bir komponent olup genellikle kaynama noktası yüksek, organik bir likittir. İnternal lubrikasyon görevi yapar. Hydroxyl gruplarının eklenmesiyle polimethylmethacrylate hidrofilik hale gelir ve oluşan yapıya "hydrogel (hidrojel) polimerleri" denir. 2- hydroxyethylınethaerylate monomerinin polimcrizasyonu ile p(2- hydroxyethylmethacrylate) polimeri elde edilir ki monomer HEMA, polimer ise pHEMA olarak adlandırılır. Kuru durumunda iken polimethylmethacrylate ile p(2- hydroxyethylınethaerylate) çok benzer sert camsı karakterlere sahipken, ortama su eklendiği zaman hidrofilik olan pHEMA, polimethylmethacrylate'clan farklı olarak, yoğun su çeker ve elastik hidrojel bir yapı kazanır. İşte burada su plastisize edici internal lubrikant görevini yapar ve böylece polimeri oluşturan zincirler, çok daha özgürce hareket ederek "glass transition tempature" dehidrate formda 100 C iken, oda ısısının altına düşer. Elastik polimerlerde bilinmesi gereken diğer bir özellik ise çapraz bağlardır. Polimeri oluşturan zincirler belli aralıklarla birbirine bağlanarak üç boyutlu polimer ağını oluştururlar. Bu bağlantıların oluşma sıklığına "cross link density (çapraz bağ sıklığı)" denilir. Bu çapraz bağların sıklığı da elastik karakteri belirler. Şöyle ki iyi bir elastik davranışta uygulanan dış kuvvete karşı cisim dirençli olmalı, ancak dış kuvvet ortadan kalktığı zaman yapı kolayca eski orijinal halini olmalıdır. Çok fazla çapraz bağlanma olursa cismin elastikiyeti azalır. Yumuşak lensler hidrojeller ve silikon yumuşak lensler olarak iki ana gruba ayrılırlar. Daha çok pediatrik afakların rehabilitasyonunda kullanılan yumuşak silikon lenslerin yumuşak yapısı, lensi oluşturan lastiksi materyallerin özelliğinden kaynaklanır.

Hidrojel lensler ise çektikleri su ile plastisize olmuş hidrofılik polimerlerdir. Yumuşak, elastik veya su içeren jeller olarak değişik isimlerle tanımlanırlar. Flidrojel lensler de HEMA ve HEMA olmayan lensler olarak gruplanırlar. Konvansiyonel yumuşak lens denildiği zaman yaygın olarak kullanımda olan hidrojel lenslerdir. Monomerlerin kontakt lensi oluşturmak üzere polimerlere dönüştürüldüğü değişik yollar, teknikler mevcuttur. Yumuşak hidrojel lens üretiminde en sıklıkla kullanılan 3 farklı teknik mevcuttur.

Lathe-Cutting (tornalama tekniği): Tornalama yöntemidir. Monomerler kalıplar şeklinde polimerize edilir. Bu kalıplardan 5-10 mm kalınlıkta düğmeler çıkarılarak ön ve arka yüzeyleri tornalanır ve elde edilen lensler hidrate edilir.

Spin-Casting (dökrım tekniği): Likit monomeri içeren karışımların değişik hızlarda santral eksen etrafında döndürülmesiyle polimerizasyonu sonucu kontakt temin elde edildiği yöntemdir.

Cast-Moulding (kalıplama tekniği): Bu teknikte de monomer karışımı polimerizasyon sonucu direkt olarak lens formuna dönüştürülür. İki komponentli kapalı kalıplara dökülen monomer karışımının polimerizasyonu ısı ile sağlanır. Elde edilen lensler hidrate edilir.

Hidrofilik lensler içerdikleri lens materyallerine göre 4 gruba ayrılabilirler:

1. Hydroxyethylmethacrylate (HEMA)

2. HEMA + diğer polimerler; etliylene glycol dimethylacrylate (EGDMA), ethoxyethylmethaerylate (EDEMA), vinyl pyrrolidone (VP).

3. Non-HEMA; methylmethacrylate (MMA)/VP'un EGDMA veya alkylmethacrylate (AMA) ile çapraz bağlanması.

4. Yumuşak Silikon Lensler, non-hidrojel polimerlerdir. Poly (dimethylsiloxane) polimeri olan bu materyalin O2 geçirgenliği PMMA lenslerden 1000 kat daha fazladır. Yumuşaklığı ve esnekliği ile hidrojellere benzerken, bunlardan çok farklı olarak ileri derecede hidrofobik bir materyaldir. Bu hidrofobik materyal özelliğinden dolayı, yumuşak lens olarak, klinik uygulamada pek fazla yer alamam ıştır.

Dört gruptaki lensler materyal özelliklerine göre Dk değerleri, dayanıklılıkları ve ıslanabilirlikleri yönünden farklılıklar gösterirler.

FDA da yumuşak lensleri materyal özelliklerine göre 4 gruba ayrılmıştır. Bu sınıflama lenslerin klinik özelliklerinden çok içerdikleri su oranına ve iyonik karakterlerine dayanan kimyasal bir sınıflamadır. % 50'nin üzerinde su içeren lensler yüksek su içeriklidirler. İyonik özelliklerine göre de %0,21den fazla methacrylicacid içeren polimerler iyonik polimerlerdir. Yüksek su içerikli iyonik polimerler hem ısıya, hem de çevresel faktörlere karşı duyarlı olup bu yapıdaki lenslerin parametreleri dış koşullara göre kolayca değişkenlik gösterebilirler. Bu materyallerde depositler, özellikle protein depositleri, daha kolay oluşur. Bu özelliklerinden dolayı çevresel koşullara direnci az olan yüksek su içerikli iyonik polimerler konvansiyonel lenslerden çok disposable yumuşak kontakt lens üretiminde tercih edilirler. Ayrıca FDA kontakt lenslere materyallerine göre bir de jenerik isim vermiştir. Şöyle ki genel olarak hidrojel lensler "filcon" eki ile sonlanırken, bidrojel olmayan lensler "focon" ekiyle sonlanmaktadırlar.

FDA klasifikasyonuna göre 4 grup:

1. Düşük su içerikli, non iyonik polimerler: HEMA lensleri bu gruba dahildir. Ancak HEMA + methacrylicacid kombinasyonlan bu gruba girmez. Örnek lensler; Crofilcon (CS1) %38,5 su içerikli. polymacon (B & Lema HEMA lensleri), Phemfilcon A (Durasoft 55). Bu lenslerde genellikle protein depositleri az olur.

2. Yüksek su içerikli, non-iyonik polimerler: Örnek lensler; Lidofilcon A(B & L %70), Altafilcon A (Excelens %64), Surfilcon A (Permaflex %74). Bu lenslerin dezenfeksiyonunda ısı ve sorbic acid kullanılmamalıdır.

3. Düşük su içerikli, iyonik polimerler: Örnek lensler; Bufilcon A (Hydroeurve II %45). Bu lenslerde orta derecede protein depolanınası olabilir.

4. Yüksek su içerikli, iyonik polimerler: Örnek lensler; Etafilcon A (Acuvue %58), PerfiIcon (Permalens %71), Vifilcon A (Focus %55). En yoğun protein depositlerinin oluştuğu grup bu 4. gruptur. Aynen 2. gruptaki lensler gibi bu lenslerin dezenfeksiyonunda da ısı ve sorbic acid kullanılmamalıdır. %18'den %85'e varan değişik su içerikli hidrofilik lensler üretilmiştir. Ancak günümüzde yaygın olarak kullanılan hidrofilik lenslerin su içerikleri genellikle %38 46 arasında değişmektedir ve bu lensler hala genel olarak HEMA zeminli lenslerdir.

GELENEKSEL YUMUŞAK LENSLERİN ÜSTÜNLÜĞÜ

Yumuşak kontakt lensler kullanım rahatlığı ve uygulama kolaylığı açısından hem hasta, hem de doktor tarafından öncelikle tercih edilen lenslerdir. Ancak bu lenslerin avantajları yanında, göz ardı edilmemesi gereken dezavantajları da vardır. Uygulama sırasında her hasta kendi özellikleriyle değerlendirilmeli ve o hastaya en uygun olan lens seçilmelidir.

Konforlu Kullanım: Yumuşak materyal özelliği nedeniyle, ayrıca lens kenarlarının kapak kenarlarının altında kalması özelliği ile yabancı cisim hissi oluşmaz. Korneaya belirli bir miktar O, geçişine olanak tanır.

Hızlı Adaptasyon: Birkaç gün gibi kısa bir sürede hasta lensini tam gün kullanmaya geçebilir.

Gözlük Bulanıklığı (Spectacle Blur) Olmaması: Yumuşak lensini çıkaran hasta gözlüğü ile de iyi bir görme keskinliğine sahiptir, gaz geçirgen lenslerde ortaya çıkan gözlükle görme bulanıklığı bu lenslerde oluşmaz. Bunun nedeni yumuşak lenslerde, oluşsa bile, kornea ödeminin tüm korneaya diffüz yayılmasıdır.

Aralıklı Kullanım: Rijit bir günlük kullanım şeması gerektirmez. Şöyle ki hasta lensini günün belli saatlerinde veya haftanın belli günlerinde veya sadece tatillerde kullanma lüksüne sahiptir. Lense bir süre ara verildikten sonra yeniden kullanım çok kısa bir adaptasyonla mümkündür.

Lens Kaybı Olmaz: Bu lenslerin çapının büyük olması ve hareketlerinin nispeten az olması nedeniyle hastanın lensini kaybetmesi nadirdir. Ani göz kırpma refleksinde, lens kenarının kapak altında olması, lensin fırlayarak kaybına yol açmaz. Ayrıca lensin çıkarılması sırasında da lens parmaklar arasında sıkıştırılarak çıkarıldığı için düşerek kaybolması nadirdir. İşte bu özellikleriyle yumuşak lensler, sportif aktivitelerde kullanılmak adına ideal lenslerdir.

Akut Korneal Hipoksi Görülmez: Yumuşak lenslerde, uzun süreli kullanım dışındaki günlük lens kullanımında, lensin normalden uzun süre gözde kalmasına bağlı olarak akut kornea hipoksisi oluşmaz. Bu lensin yumuşak yapısına ve her göz kırma hareketinde oluşturduğu oksijen gözyaşı pompa fonksiyonuna bağlıdır. Bunun yanında lensten diffüzyonla da korneaya oksijen geçişi söz konusudur. Özellikle ince lenslerde bu diffüzyonla geçiş daha yoğun olmaktadır.

Fotofobi ve Patlama Olmaz: Hidrofılik lenslerin yumuşak ve hidrate materyal özelliği korneanın narin yapısıyla uyumludur. Kornea üzerinde yumuşak lensin hareketi az olduğundan epitel irritasyonu olmaz, fotofobiye yol açmaz. Ayrıca yumuşak lenslerin büyük çaplı olması geniş bir optik tona izin verdiğinden loş ışıkta bile pupil çapı optik zon sınırları içerisinde kalacağından ışık parlamaları (flare) engellenir.

Korneayı Koruma özelliği: Yumuşak lens büyük çapı nedeniyle tüm korneayı kapladığından, örtücü özelliği ile dış etkenlere karşı korneayı korur. Bu yapı lense "terapötik uygulama" özelliği kazandırır. Ayrıca büyük lens çapı sayesinde lens altına debris girmesi söz konusu Kozmetik özellik Dışardan bakıldığı zaman kornea üzerinde görülmediği için estetik olarak avantajlıdır. Tüm korneayı kaplama özelliği nedeniyle de iris rengini değiştirmek amacıyla da yaygın olarak kullanılmaktadır. Çocuk ve Bebekler için idealdir Rahatlığı, adaptasyon kolaylığı, uzun süreli kullanılabilme özelliği (uykuda da), düşme, kaybolma riskinin az olması ve büyük lens çapının getirdiği diğer avantajları ile çocuk ve bebeklerde ilk tercih edilecek lenslerdir.

Düşük Su İçerikli Lenslerin Üstünlüğü: Daha sağlam ve dayanıklıdırlar. Üretimleri daha kolaydır. Daha ince yapılabilirler. Gözde daha az kurumaya yol açarlar. Eskidikçe oluşan renk değişikliği bu lenslerde daha azdır. Temizlik ve bakımı daha kolaydır.

Yüksek Su İçerikli Lenslerin üstünlüğü:  Materyalin yumuşaklığı nedeniyle çok daha rahattırlar. Adaptasyon süresi çok kısadır. Günlük kullanım süreleri uzundur."Extcnded wear (uzun süreli kullanım)" olarak kullanılabilirler. Terapötik amaçla kullanılabilirler. Yüksek su içerikleri nedeniyle kalın oldukları için manipülasyonları daha kolaydır. Yine kalınlık nedeniyle daha iyi bir görme keskinliği sağlarlar. Aralıklı kullanıma uygun lenslerdir.

İnce lenslerin Üstünlüğü: - 3.00 diyoptirili. standart çapta bir HEMA lensin merkez kalınlığı genellikle 0.10-0.14 mm civarındadır. Bu kalınlığın 0.10 mm’nin altında olduğu lenslere ince lensler, 0.07 mm altındakilere ultra ince lensler ve 0.05 mm'nin altında olanlara ise süper ince veya hiper ince lensler denilir. İnce lenslerin avantajları Dk/t değerlerinin çok yüksek olmasına bağlıdır. Yüksek Dk/t değeri bu lenslerin fizyolojik performanslarını artırarak emniyet sınırlarını genişletir. Lense bağlı kornea ödemi nadirdir. Lens kenarının ince olması nedeniyle kapak kenarlarına sürtünme hissi olmaz veya çok azdır. Lens ince kenarları ve büyük çapı nedeniyle limbal irritasyon yaratmaz. Santralizasyonu iyidir. Kornea ödemi açısından uykuda bile emniyetli lenslerdir.

YUMUŞAK LANSLERİN GÖZE TAKILMASI ve ÇIKARTILMASI

Yumuşak Lensin Hasta Tarafından Göze Takılması

* Hasta ayna karşısında gözüne bakar

* Temizlenip ıslatılan lens dominant elin işaret parmağı ucuna alınır

* Göz kapakları iyice ekarte edilerek lens kornea üzerine yerleştirilir. Uygulama sırasında kirpiklere veya kapak kenarlarına değilmesi kırpma refleksi oluşturacağından en önemli detay çok iyi kapak ekartasyonudur.

* Lens kornea üzerine oturtulduktan sonra kapaklar çok yavaş olarak serbest bırakılmalıdır.

* Uygulama sırasında diğer gözün açık tutulması Bell Fenomeni'ni engelleyerek takına işleminde kolaylık sağlar.

* Takma sırasında lensin kornea yerine skleraya gelmesinin zarar vermeyeceği hastaya anlatılmalıdır ki lensini korkusuzca ve kolayca takabilsin.

* Lensin takıldıktan sonra yerleşmesini ve santralizasyonunun kolaylaştırmak için kapaklar üzerinden hafifçe masaj yapılması tekniği hastaya gösterilmelidir.

* Lens takıldıktan sonra rahatsızlık hissi oluşursa temporal kornea üzerine kaydırılarak yeniden santralize olması beklenir. Hala rahatsızlık hissi varsa herhangi bir yabancı cismi ekarte etmek için lens çıkarılıp yıkanır ve yeniden takılır.

* Hasta lensini kesinlikle lavabo önünde takmamalıdır.

Yumuşak Lensin Gözden Çıkarılması

* Lens temporal veya inferior skleraya kaydırılır, baş ve işaret parmakları arasında çimdikler tarzda sıkıştırılarak alınır

* Direkt olarak kornea üzerinden çimdikler tarzda sıkıştırılarak da alınabilir ancak bu sırada korneada travmatik keratit oluşturma riski vardır.

* Üst ve alt kapak kenarları ile lensin üst ve alt kenarları sıkıştırılarak, lensin altına hava kabarcığı girmesi sağlanarak da lens gözden çıkarılabilir. Yumuşak lensler için çok pratik bir yöntem değildir. Bu yöntemde yumuşak lens çok kolay zarar görebilir.

Lensin takılması ve çıkarılması sırasında el hijyenine titizlikle uyulmalı ve tırnakların kısa olmasına özen gösterilmelidir. Bayan hastalar göz makyajlarını lenslerini taktıktan sonra yapmalı ve çıkardıktan sonra temizlemelidirler. Hasta doktor gözetiminde lensini birkaç kez takıp çıkardıktan sonra, doktor hastanın yalnız başına lensini manipüle edebileceğine kanaat getirirse lens hastaya teslim edilmelidir. Lensini teslim alan hasta lensi tam gün olarak kullanmaya başladıktan sonra ilk hafta içerisinde, takiben 1 ay sonra ve izleyen aylarda da rutin olarak 2-3 ayda bir mutlaka kontrole gelmelidir. Her kontrolde hastanın görme keskinliği, biyomikroskobik olarak lens hareketleri, göz kapaklarının; özellikle kapak konjunktivalarının durumu ve bulber konjunktiva değerlendirilmeli, kornea lens çıkarıldıktan sonra floreseinle boyanarak incelenmeli, olanak varsa pakimetri yapılmalıdır. Her kontrolde hastanın subjektif şikayetleri dikkatle dinlenmeli lens bakımı ile bilgileri yenilenmeli ve hastaya hiçbir şikayetini gözardı etmeyerek rutin kontroller dışında da mutlaka doktora başvurmasının şart olduğu ısrarla anlatılmalıdır.