Sepetinizde 0 Adet Ürün bulunmaktadır.

Lazer Göz Tedavisi Teknikleri

 

lazer göz tedavisi

Refraksiyon kusurlarının düzeltilmesi amacıyla lazer kullanımı son yıllarda çok tercih edilen bir yöntem haline gelmiştir. Her geçen gün yeni bir teknik geliştirilmekte ve mükemmele yakın sonuçlar alınmaktadır.

FOTOREFRAKTİF KERATEKTOMİ (PRK)

Lazer ışınlarının fotoablaziv (soyucu) fonksiyonu ile korneal dokunun işlenmesi esasına dayanır. Excimer lazer ismiyle de bilinir. Kullanılan lazerin dalga boyu 193 nm’ dir. Her bir atım 2 x m ablazyon yapar. Miyopide merkez kornea, hipermetropide merkez dışı korneaya uygulanır. Damla anestezisi altında epitel doku kaldırıldıktan sonra uygulanır. PRK sonuçları özellikle yüksek miyopide daha başarılıdır. PRK’ de alt yaş sınırı 18 olarak kabul edilmiştir.

OTOMATİK LAMELLAR KERATOPLASTİ (ALK)

Keratomileusis’in bir diğer şeklidir. (-5.00)-(-25.00) D miyopide ve (+5.00) D’ye kadar hipermetropide etkilidir. Damla anestezisi ile uygulanır.

LASIK (LAZER ASSISTED STROMAL INSITU KERATOMILEUSIS) 

PRK’nin bir formudur. Ancak burada önce korneadan özel cihazlar yardımıyla 8 mm çapında bir kapak kaldırılır daha sonra lazer uygulanır. İşlem tamamlandıktan sonra kapak yerine yerleştirilir. Dikiş gerekmez. Epitel sağlam olduğu için ağrı minimaldir. Gözü kapamaya gerek olmayıp bir plastik kapak takılması yeterlidir. Tekrarlanabilir bir yöntemdir. Hızlı görsel iyileşme, inflamasyon ve ağrının minimal oluşu, refraktif sonucun tahmin edilebilirliğinin yüksek oluşu gibi nedenlerle refraktif cerrahide ön plana çıkmıştır.

WAVEFRONT LAZER

Çalışma prensibi LASIK’teki gibidir. Farklı olarak bu teknikte kişinin özel kornea haritaları çıkartılır. Lazer uygulaması bu haritadaki bulgular doğrultusunda uygulanır. Her hastaya uygulanmasına gerek olmayıp, uygun hastalarda çok başarılı sonuçlar elde edilmiştir.

INTRALASE LASIK

LASIK’in bir formudur. Burada korneal kapak lazer yardımı ile kaldırılır. Sonraki işlemler LASIK’teki gibidir.

Refraktif lazer uygulamaları için kişinin en az 18 yaşında olması, son iki senede büyük bir refraktif değişimin olmaması, gözün ön ve arka kısmına ait bir hastalık bulunmaması gereklidir.

İstenilmeyen etkilerin başında enfeksiyon gelişimi, korneada matlaşmalar, fazla düzeltme ve yeniden gözlük ihtiyacının ortaya çıkması gelmektedir.