Sepetinizde 0 Adet Ürün bulunmaktadır.

Göz Anatomisi

göz anatomisi

Göz yaklaşık 22-26 mm çapında küresel bir yapıdır. Orbita ismi verilen kemiklerden oluşmuş bir çukurluğun içinde yer alır. Gözün ortalama ağırlığı 7,5 g, hacmi ise 6,5 ml’dir.

Gözün tabakaları ve boşlukları : Göz esas olarak üç tabakadan oluşur.

1. Dış tabaka: Gözün en dış kısmını oluşturur. Gözün bütünlüğünün korunmasında önemli rolü vardır. Önde yer alan saydam kornea, hemen korneanın etrafından başlayıp gözü tümüyle çevreleyen beyaz renkli sklera ve kornea ile skleranın birleşim yeri olan limbus isimli bölümlerden oluşur. Kornea gözün en çok kırıcılığa sahip ortamını oluşturur.

2. Orta Tabaka: Uvea tabakası olarak ta bilinir. Uvea iris, siliyer cisim ve koroid olarak isimlendirilen farklı bölümlerden oluşmuştur.

3. İç Tabaka: Görmeden sorumlu olan retina tabakasından oluşmuştur.

Göz içerisinde içi sıvılarla dolu üç bölüm mevcuttur.

1. Ön kamara: İris ve korneanın arka yüzü arasındadır. Aköz hümör adı verilen sıvı ile doludur.

2. Arka kamara: Önde iris, arkada lens ve zonüllerle sınırlandırılmıştır. Arka kamara da aköz hümör ile doludur. Ön kamara ve arka kamara birbirleri ile pupilla aracılığıyla ilişki halindedir. Arka kamarada üretilen aköz hümör pupilla yoluyla ön kamaraya geçer.

3. Vitreus bölümü: Lens ve zonüllerin arkasında kalan ve retinaya komşu olan bölümdür. Vitreus bölümü %98,5 oranında sudan oluşmuş, kollajen fibriller, protein ve hiyaluronik asit içeren, jel kıvamında vitreus adı verilen sıvı ile doludur.

Arka kamara ile vitreus bölümü arasında gözün ikinci büyük kırıcılığa sahip yapısı olan lens bulunur. Lens disk şeklinde bir yapı olup, zonül ismi verilen ince liflerle çepeçevre siliyer cisime asılı durumdadır. Siliyer cisim içinde yer alan kasların kasılıp gevşemesi ile lens kalınlığında değişiklik olur. Lens kalınlığının artması ile kırıcılığı artar, azalması ile kırıcılığı azalır. İstirahat halindeki lens en ince konumdadır. Göz ile ilgili kaynakların bazılarında lens için mercek terimi kullanılabilmektedir.

GÖRME FİZYOLOJİSİ

Gözün en iç tabakası olan retinanın fonksiyonu ışık enerjisi olarak kendine sunulan bilgiyi, beyin tarafından kabul edilebilecek elektrokimyasal enerjiye dönüştürmektir. Retina bu işlevi yerine getirecek çeşitli hücre tabakalarından oluşmuştur. Retinanın ana fonksiyonel komponentleri fotoreseptörlerdir. Fotoreseptörler karanlıkta görmeden sorumlu rod ve aydınlıkta görmekten sorumlu koni isimli hücrelerden oluşmuşlardır. Retinada yaklaşık 120 milyon rod, 8 milyon koni bulunur. Rod ve konilerin dış bölümlerindeki çeperleri boyunca vitamin A’nın bağlanmasına özel bir protein bulunur. Vitamin A dış bölüme girerek bu proteinle birleşir. Yeni oluşan bu molekül ışığa duyarlı bir yapıya sahiptir. Işığın retinadaki fotoreseptörleri etkilemesi ile vitamin A ile protein molekülü arasındaki bağ kopar. Bu sırada oluşan fotokimyasal enerji görme siniri aracılığı ile beyine iletilir. Beyinde değerlendirilen bu enerji görüntü olarak algılanır.

İNSAN GÖZÜNÜN OPTİK SİSTEMİ

İnsan gözü bir çok yönüyle bir fotoğraf makinasına benzetilebilir. Bu şekilde düşünürsek; fotoğraf makinasının mercek sistemi kornea ve lens, diyafram kısmı iris ve pupilla, filmi ise retina’ya karşılık gelir.

ŞEMATİK GÖZ

Gözün optik sisteminin değerlendirilmesi için, belli standart değerleri olan şematik göz geliştirilmiştir. Şematik gözde;

• Kornea kalınlığı: 0,5 mm

• Ön kamara derinliği: 3,1 mm

• Lens kalınlığı : 3,8 mm

• Lens arka yüzü ile retina arası 17 mm’dir.

Bu daha basite indirgenerek şematik göz oluşturulmuştur. Burada;

• Ön arka uzunluk 23 mm

• Ön fokal uzaklık 17 mm

• Nodal nokta - retina arası 17 mm’dir.

göz şeması

NORMAL GÖZÜN OPTİĞİ

Normal bir gözde sonsuzdan gelen ışınların retinada odaklanmasında 4 önemli faktör vardır. Bunlar;

1. Korneal güç (Ortalama +43.00 D)

2. Ön kamara derinliği (Ortalama 3,4 mm)

3. Lensin kırma gücü (Ortalama +21.00 D)

4. Gözün ön arka uzunluğu (Ortalama 24 mm)’dur.

Retinada oluşan görüntünün kalitesini etkileyen faktörleri ana başlıklar altında inceleyecek olursak;

• Kornea faktörü: Retinadaki görüntü kalitesini etkileyen kornea ile ilgili faktörlerden ikisi diğerlerine göre daha önemlidir. Bunlardan birisi astigmatizma iken diğeri ışığın korneada yakla- şık %10 oranında saçılma uğramasıdır.

• Pupilla faktörü: Pupilla boyutu değişik durumlarda en iyi görüntüyü elde edebilecek şekilde otomatik olarak ayarlanır. Pupillanın küçülmesi ile bulanıklık halkası da küçülür. Pupilla çapının artması ise kromatik ve sferik aberasyonu artırır.

• Lens faktörü: 20 yaşında sağlıklı bir kişinin normal lensi ışığın yaklaşık %20 sini saçarken, 60 yaşında bu oran %40’ı aşar. Ayrıca yaş arttıkça lensin mavi ışığı absorbsiyonu da artarak kromatik aberasyonu azaltır.

GÖRME YOLLARI, GÖRME ALANI

Gözün en iç tabakası olan retinadaki tüm sinir lifleri optik disk (papilla) adi verilen noktada toplanarak optik siniri oluşturur. İki gözden gelen optik sinirler kiyazma adi verilen bölgede birleşirler. Burada gözün nazal (iç-burun) tarafından gelen lifler çaprazlaşarak karşı tarafa ge- çerken, temporal (dış-kulak) tarafından gelen lifler aynı tarafta yoluna devam eder. Daha sonra bir gözden gelen temporal liflerle diğer gözden gelen nazal lifler bir araya gelerek optik traktüs ismini alırlar. Optik traktüsteki lifler, korpus genikülatum laterale ismi verilen bir merkezde sonlanırlar. Korpus genikülatum laterale’den başlayan yeni sinir lifleri ise optik radyasyo adi verilen yol ile beyindeki görme merkezine ulaşırlar. Sinir liflerinin gözden getirdikleri uyarılar görme merkezinde değerlendirilerek anlamlandırılırlar. Böylece görme olayı gerçekleşmiş olur.

GÖRME ALANI

Gözlerden herhangi birisinin sabit bir noktaya bakarken görebildiği sahanın tümüne “Görme Alanı” adı verilir. Görme alanını ölçen cihazlara perimetre, ölçüm işlemine perimetri denilmektedir. Görme alanımız iç kısımda burun, altta elmacık kemiği, üstte kaş ve alın kemikleri tarafından bir miktar kısıtlanır. Normal bir gözde görme alanının genişliği burun tarafında (nazalde) 60°, altta 70°, üstte 50° ve kulak tarafında (temporalde) 90°’dir. Gözün dış yanında herhangi bir engelleyici yapı bulunmaması nedeniyle, görme alanımızın en geniş tarafı kulaklarımızın bulunduğu yan taraf olmaktadır. Şekil 4.3’te sol göze ait, tüm alanı içeren bir görme alanı yer almaktadır. Görme alanının merkezinden yaklaşık 15° uzakta, temporal tarafta (kulak tarafında), yaklaşık 5° çaplı bir koyu renkli (görülemeyerı) alan izlenmektedir. Bu alan, görme sinirinin başlangıç kısmı olan optik disk’e denk gelmekte olup, fizyolojik (doğal) kör nokta adını almaktadır.

görme alanı

Sol göze ait tüm görme alanını gösteren bir görme alanı kartı. Karttaki kırmızı ile taralı alanlar görme alanı dışında kalan yani görülemeyen kısımları göstermektedir.

GÖRME ALANI MUAYENE YÖNTEMLERİ

1. Kart Testleri: Hastanın özel olarak hazırlanmış kartların merkezi noktasına bakarken merkez çevresindeki noktalara ait yorumları değerlendirilir. Bu tür testlerin en bilinen ve kullanışlı örneği Amsler Kartı’dır. Amsler Kartı, kenar uzunluğu 10 cm olan ve 5’er milimetre kenar uzunluklu karelere bölünmüş kare desenli bir kart olup, merkezi noktasında, hastanın bakmasını istediğimiz “fiksasyon noktası” bulunmaktadır. Yaklaşık 33 cm’den karta bakan hastanın, çizgilerden herhangi birinde eğrilme, şekil bozukluğu, bulanıklık veya hiç gö- rünmeme gibi bir durum fark ederse bildirmesi istenir. Ortaya çıkabilecek sorunlar retinadaki bir bozukluğun göstergesi olacaktır.

2. Konfrontasyon: Belirli bir mesafeden hasta ile testi uygulayan kişi karşılıklı oturur. Karşı- lıklı gelen gözler (örneğin hastanın sağ gözü, testi yapan kişinin sol gözü) kapatılıp, açık kalan gözlerle birbirlerinin gözlerine bakarken, çevreden görme sahasına doğru yaklaşan bir cismin fark edilebildiği açı araştırılır. Bu testte, testi yapan kişi, kendisinin görme alanının normal olduğunu kabul eder ve testin uygulandığı kişinin görme alanının, kendisininkinden ne derece dar olduğunu bulmaya çalışır.

3. Perde Testleri: Muayene edilecek kişi düz bir perdenin karşısında yaklaşık 1 metre uzaklıkta bir noktaya oturtulur. Gözlerden biri kapatılıp açık kalan göz merkezde bir noktaya baktırı- lırken perdede değişik büyüklükte ve şiddette ışık gezdirilerek kişinin ışığı gördüğü veya göremediği noktaları belirtmesi istenir.

4. Perimetri Cihazları: Test zemini yarım küre şeklinde olup, göze 33-34 cm uzaklıkta bulunur. Değişen noktalarda ve bazen de değişen şiddetlerde ışıklı uyaranlar ile görme alanını test edilir. Işık uyaranının değişik şiddetlerine bakılarak, görme alanının tamamen veya kısmen kaybedildiği durumlar ayırt edilebilir.

Görme alanında görülemeyen bölgelere “skotom” denir. Kişi skotom alanında, en şiddetli ve en iri ışık uyarılarını dahi farkedemiyorsa buna “Absolu Skotom”, ışık uyaranının şiddeti artırıldı- ğında farkedebiliyorsa “Rölatif Skotom” denir.

Günümüzde bilgisayar programları ile desteklenen modern görme alanı Cihazları başta glokom (göz tansiyonu) olmak üzere, görme sinirinin ve retinanın bir çok hastalığında çok değerli bir tanı ve takip aracıdır.

GÖRME ALANI DEFEKTLERİ (KAYIPLARI)

Görme yollarında meydana gelen çeşitli sorunlarda değişik tipte görme alanı defektleri ortaya çıkar. Şekil 4.5’i inceleyecek olursak; sağ optik sinirde meydana gelen bir rahatsızlık durumunda sağ göz görmesi tümüyle kaybolarak 1 nolu görme alanı defekti ortaya çıkarken sol göz görmesi normal olacaktır. Sağ optik traktüs lezyonunda ise hasta sağ gözünün dış, sol gözünün iç retina lifleri etkileneceğinden sağ gözüyle görme alanının iç, sol gözüyle de dış kısmını göremeyecektir. Bu durumda 3 nolu görme alanı defekti ortaya çıkar. Görme yolarının etkilendiği hastalıklarda hasta görme azalması, görme kaybı şikayetlerinde bulunabilir. Bu tip durumlarda, gözün diğer bölümlerinin hastalıklarından kaynaklanan görme kaybı durumlarında da olduğu gibi refraktif düzeltme yöntemlerinin hiçbir faydası yoktur.